Yükleniyor...

Çanakkale Muharebelerinin Önemi ve Sonuçları



 

A-) Türk tarihi açısından önemi ve sonuçları:

1683'te Viyana kapılarından geri dönüldüğü tarihten beri iki asırdan bu yana savaşlarda sürekli yenilen ve toprak kaybeden devletin, dostlarını ve düşmanlarını şaşırtan hiç beklenilmeyen bir zafer kazanması milletin ve ordunun özgüvenini ve direncini artırmıştır. Özellikle Balkan Savaşı hezimetinin millet ve ordu üzerinde yarattığı eziklik ve utancın silinmesi için iyi bir vesile olmuştur. Müttefikler Balkan hezimetine bakarak Türk ordusunun savaş kabiliyetini ve kudretini yitirdiğini düşündükleri için ihtiyatsız ve Türk askerini küçük gören bir anlayışla Çanakkale'ye gelmişlerdi. Onlar bu zayıf tabiatlı Türk askerinin silahını atarak önlerinden kaçacağını zannetmişlerdi. Onlara bu hissi ve emniyeti veren Balkan Savaşı’nda uğranılan yenilgiydi.

Ancak durum çok başka gelişmişti. Türk ordusu tam da aynı sebepten ama müttefiklerin öngördüğü gibi korkup kaçmak yerine Çanakkale'yi Balkan Savaşı hezimetinin, utancının ve lekesinin temizleneceği yer olarak görmüş ve ölümü hiçe sayarak savaşmıştır. Bunun örneklerini Çanakkale ile alakalı yayınlarda görmekteyiz. Mesela Mustafa Kemal, 1 Mayıs 1915'te Arıburnu cephesinde emrindeki birliklere yaptıracağı hücum öncesi birlik komutanlarına yaptığı konuşmada "İçimizde ve kumanda ettiğimiz askerlerde Balkan hacaletinin (utancının) ikinci bir safhasını görmektense burada ölmeyi tercih etmeyenlerin bulunacağını katiyen kabul etmem. Şayet böyleleri olduğunu hissederseniz derhal onları kendi ellerimizle kurşuna dizelim" diyerek bu duyguyu açığa vurmaktaydı. Yine Hamdullah Suphi'nin Çanakkale'yi ziyaretinde bir hastanede gördüğü yaralı bir yedek subayın yarasını sarmaya çalışan sıhhiye erine şöyle söylediğini yazar: "Ko aksın! Balkan lekesini ancak bu kan temizler."

Çanakkale'de savaşanlar, devletin ve hilafetin merkezi olan İstanbul'u ve Osmanlı o zaman dünyada bağımsız tek Müslüman ülke olduğu için aynı zamanda mukaddes toprakları yani Mekke ve Medine'yi de savunduklarını bilerek din ve vatan müdafaasını hakkıyla yerine getirmeye gayret etmişlerdir.

Çanakkale Savaşı Türk milletine özgüven ve milli şuur kazandırmıştır. Burada savaşanlarda manevi bir ruh hâkim olmuştur. Çanakkale'de teknikle imanın mücadelesi olmuştur. Çanakkale'de düşmanın en son sistem silahları ve askeri üstünlüğü karşısında Türk askerinin başarılı olmasının sebebini, Türk askerinin manevi kuvvetinde aramak lâzımdır.

Çanakkale'de bu ruhla savaşan subay ve erler aynı ruhu Kurtuluş Savaşı'na taşımışlar ve milli mücadelenin kazanılmasında Çanakkale'de savaşan komutan ve subaylar etkili olmuştur. Bunlardan bazıları şunlardır: En başta Mustafa Kemal, Fevzi Çakmak, Kâzım Karabekir, Cafer Tayyar (Eğilmez), Fahreddin (Altay), Selahaddin Adil, İzzeddin (Çalışlar), Şükrü Naili (Gökberk), sonradan cumhurbaşkanı olan Cemal Gürsel dahi Çanakkale'de topçu teğmeni olarak bulunmuştu.

Bu zaferle Türk ordusu güçlükler karşısında azim ve imanla neler yapabileceğini göstermiştir. Vatanı kurtarmış ve bu toprakları Türk milleti için ebedi bir vatan yapmıştır. Samipaşazâde Sezai bunu şöyle ifade ediyor Yeni Mecmua'daki makalesinde: Hiçbir gün düşünen zihinleri terketmeyen, feci ve elemli hatırası her sabah uyanan gözlerden bir an bile uzaklaşmaması gereken Balkan yenilgisi, altı Osmanlı asrını karanlık ve sonsuz bir çöküşe doğru sürüklüyordu ki; Çanakkale zaferi yetişti ve Avrupa'nın hakkımızdaki düşünce ve kanaatini tamamen değiştirdi. Bunun için Çanakkale savunması "üç mucizeler" savaşıdır: Hâli kurtardı. Mazinin "hamaset ve azametini" geri getirdi. Vatanımızı bir "ebedî vatan" yaptı.

 

B-) Dünya Tarihi Açısından Önemi ve Sonuçları:

Rusya istediği yardımı alamadı ve iç karışıklıklar arttı. İki yıl sonra Çarlık devrilip Bolşevik Devrimi gerçekleşti.

Balkan devletlerinden Bulgaristan Merkezi Devletlere katıldı. Savaşın süresi uzadı.

İngiltere'nin prestiji zedelendi. O kadar ki bu savaşın en büyük planlayıcılarından ve savunucularından olan Churchill yenilgi üzerine hükümetten istifa etmiş ve bir süre politikadan çekilmişti. Yıllar sonra 1923'te başbakanlık için seçimlere girdiğinde meydanlarda ona şöyle sesleniliyordu: "Dardanel'den ne haber!"

Gelibolu'ya müttefikler 500 bin asker getirmişlerdi. Bu askerlerden İngiliz Fransız yarısı kadarı ölü ve yaralı olarak saf dışı kalmıştı. Yahudiler Çanakkale Savaşına katılarak 1917'de İngiltere Dışişleri Bakanı James Balfour, İsrail Devleti'nin kurulmasında bir kilometre taşı olacak ve Balfour Bildirgesi olarak adlandırılan, Yahudilerin lideri Edmond De Rothshild'e gönderdiği mektupta "Haşmetli İngiliz Kraliyet Hükümeti, Filistin'de Yahudi halkı için ulusal bir devlet kurulmasını memnuniyetle karşılamaktadır" ifadelerini kullanacaktı. Bu sözler, dönemin dünya siyasetini en fazla belirleyen ülkesi olan İngiltere’nin, İsrail Devleti'nin kurulması için verdiği icazetti. Yani İsrail Devleti'nin kuruluşunun temellerinde de Çanakkale etkili olmuştur.

 

Muzaffer Albayrak
Tarihçi - Yazar